Colins Blog Colins Blog

İngiltere’nin müziğe bir diğer hediyesi: Massive Attack

Massive Attack,  kurulduğu 1988 yılından beri müziğe kendine özgü ruhu katmayı başarıyor. Hem sahne şovları hem hakkındaki dedikodular hem de yaptıkları müzikle Massive Attack’i dünden bugüne mercek altına alıyoruz.

Sene henüz 80’lerin başında seyrederken, DJ’ler Daddy G, Andrew Vowles ve grafiti sanatçısı-rapçi Robert Del Naja, Bristol’ün parti gruplarından biri olan The Wild Bunch’ı kurarak bir araya geldi. Şehrin gece hayatı adeta onların elindeydi. Çünkü hem punk, reggae ve R&B gibi çeşitli türleri bir araya getiriyorlardı hem de Bristol sound’unun temellerini oluşturan yavaş ritimler ve elektronik detaylara odaklanıyorlardı. Bristol yeraltı sahnesinin en iyi grubu The Wild Bunch, sonradan trip-hop olarak adlandırılacak bir türü ortaya çıkarmakla meşguldü. Ardından Tricky, Hooverphonic ve Portishead gibi gruplarla bu tür, müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştıracaktı. Bir de tabii Massive Attack…

The Wild Bunch yerini 1988 yılında Massive Attack’a bıraktı. Grubun asıl üçlüsünün devam ettirdiği trip hop, Massive Attack’in bağımsız şekilde yayınladığı Any Love isimli şarkıyla resmen dinleyicilerle buluştu. Grubun Circa Records ile imzaladığı sözleşmeyle çıkan Blue Lines albümü, özellikle Unfinished Sympathy isimli şarkısıyla İngiltere’de büyük bir başarı yakaladı. Grup 1994 yılında Protection isimli albümünü yayınladı ve bu dönemde vokalleri değişmiş olsa da The Wild Bunch döneminden bile daha etkileyici başarılara imza attı.

Depresif havadan doğan dans müzikleri…

İngilizler’in müzikle arasının ne kadar iyi olduğunu biliyoruz; Pink Floyd, Radiohead, Beatles ve Adele gibi isimlere sahip bir coğrafya, iklimiyle uygun şekilde hep karanlık tarafını koruyor. Trip hop’ın da hem kasvetli hem de karşı konulamaz dans ritimlerine sahip olması bizi şaşırtmıyor.

Yine 1994’te, Beth Gibbons, Geoff Barrow ve Adrian Utley’den oluşan üçlü, Portishead, ilk albümleri Dummy‘yi çıkardı. Birçok açıdan Massive Attack’ten farklı olan ve ilham kaynakları arasında 60’lar ve 70’ler filmlerinin soundtrack’leri de olsa onlar da trip hop sahnesinin en önemli örneklerinden biri oldu.

Aynı yıllarda yine karanlık ve soğuk bir ülke olan İzlanda’dan çıkan Björk, trip hop öğeleri içeren ve elektronik dans müziğini ana akım pop dünyasına sokacak ilk albümü Debut’yü yayınlamıştı. Belli ki bu müzik türü güneşli bir günde, içinde kelebekler uçuşurken ortaya çıkacak bir tür değildi ve sırf bunun için bile Bristol’ün kapalı havasına şükran duymalıyız!

Yıllar içinde trip hop Janet Jackson’dan Kylie Minogue’a kadar birçok pop sanatçısını bile etkileyecek kadar güçlü bir tür oldu.

Mezzanine ve ardından gelenler

Grup, 90’ların son döneminde kimi filmlerin soundtrack’lerinde kendini göstererek ününü artırdı. Ardından grubun üçüncü ve tanınmalarına büyük faydası olan en popüler albümleri Mezzanine’i yayınlandı. Albüm neredeyse dört milyon kopya sattı ve Angel, Teardrop gibi hitleri dinleyiciyle buluşturdu. Ayrıca En İyi Albüm dalında Q Ödülü aldı ve Mercury Ödülü’ne de aday oldu. Anlayacağın bu albüm eleştirel ve ticari anlamda Massive Attcak’i göklere taşıdı.

Her ne kadar grup 2000’lerin başında birçok sorunla uğraşmak zorunda kalsa da grup 100th Window isimli albümle geri döndü. Yeni albüm Mezzanine’in gölgesinde kalsa da dikkat çeken şarkılar barındırıyordu.

Grup aynı dönemde Danny The Dog ve Bullet Boy gibi filmler için yine soundtrack’ler hazırladı.

Sene 2006’yı gösterdiğinde Massive Attack, 2006 yılında imzaladıkları sözleşme gereği derleme albümleri Collected’ı yayınlamaya karar verdi. Albüm derleme olmasına rağmen daha önce piyasaya sürülen albüm dışı şarkılar ve yayınlanmamış eskizlerden oluşan ekstralara sahipti.

Müziği geride bırakan detaylar

Massive Attack sadece görsel ve işitsel duyulara hitap eden harika şarkıları, klipleri ya da konserlerinden ibaret değil. Grup 2003 yılında Irak’ta yaşanan savaşı, İngiliz hükümetinin politikalarını eleştirirken, diğer yandan yıllarca doğal afetlerden etkilenen insanlar için yardım gecelerinde yer aldı.

Hatta bir önceki İstanbul konserleri Gezi Parkı eylemlerine denk geldi ve hem hayatını kaybedenleri hem de Soma’da yaşanan maden kazasının kurbanlarını andılar.

Filistin’den ABD’ye kadar, sorun gördüklerinde ses çıkarmaktan çekinmeyen grup üyeleri çoğu zaman dedikodulara da malzeme oldu. Bunun en dikkat çeken örneklerinden biri, grup üyesi Robert ‘3D’ Del Naja’nın ünlü graffiti sanatçısı Banksy olduğunun düşünülmesiydi. Gazeteci Craig Williams, Banksy’nin Del Naja’nın lider olduğu bir ekip olduğunu ileri sürdü. Çünkü fark ettiğine göre, grup nerede konser veriyorsa bir Banksy eseri aynı dönemde o bölgede ortaya çıkıyordu. Del Naja her ne kadar bu reddetse ve bunların tesadüf olduğunu söylese de grubun üyelerinden DJ Goldie, bir röportajda Banksy için yanlışlıkla Robert demişti. Bu da iddiaları güçlendiren bir detay olarak aklımızda kaldı. Del Naja kabul etse de etmese de hatta gerçekten Banksy olsa da olmasa da ikisine birden tanık olmak harika!

Ve Massive Attack İstanbul’da

Daha önce 2013 yılında İstanbul’a gelen Massive Attcak, arayı biraz soğutmuş olsa da yine şehri ziyaret etmeye hazırlanıyor. Zorlu PSM’de sahne alacak grubu 25 Haziran’da izleyebilirsin.

Konsere gitmeden önce dinlemen gereken şarkıları aşağıda paylaştık. Şimdiden muhteşem bir geceye hazır ol!

Share Post :

More Posts