Colins Blog Colins Blog

Köprülerin birbirine bağladığı masal şehri: Prag

 

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve en büyük şehri Prag, birbirine onlarca köprüyle bağlı. Çoğu zaman bulutlu, puslu ve yağmurlu havasıyla kendine özgü bir çehresi olan şehir, birçok kişiye göre tam bir masal diyarı. İkinci Dünya Savaşı’nda az hasar alması nedeniyle Avrupa’nın, tarihini en çok korumuş şehirlerinden. İşte tam da bu yüzden şehir turist istilasına uğruyor ve Praglıların çoğu bu gerçekle yaşamaya alışmış.

Eğer, Prag’ı ziyaret etmek istiyorsan en uygun tarihler, nisan ve ekim ayları arası. Fakat şanslıysan aralık ayında karla kaplı bir Prag’da bambaşka bir deneyim yaşayabilirsin.

Yaşayan Ortaçağ mimarisi

Prag’da görmen gereken ilk yer, adeta bir açık hava müzesi olan Old City. Ortaçağ’dan kalma mimarisiyle seni büyüleyecek meydanda, ünlü Astronomik Saat Kulesi’ni ziyaret edebilirsin. Bu saatin en önemli özelliği, dünyada hala çalışır halde olan en eski saat olması.

Köprüler şehrinde, ilk olarak Charles Köprüsü inşa edilmiş. Çekçe Karluv Most adlı köprüyü, Kral 5. Charles 15. yüzyılın başlarında yaptırmış. Old City ile Prag Kalesi’ni birbirine bağlayan köprü, 515 metre uzunluğunda ve dokuz buçuk metre genişliğinde. Yol boyunca 30’dan fazla heykelin sana eşlik ettiği bu romantik köprüyü, hem gece hem de gündüz görmen gerekiyor. Ama ipucunu hemen verelim; köprü en güzel manzarasına gün batımında kavuşuyor.

Prag Kalesi’ne girmek ücretsiz fakat özel bölümlere girmek ücretli. Kalenin içinde ilginç ortaçağ dükkanları olan Altın Sokak’a gidebilirsin. Bu sokağa girenlerin zengin olacağı inancı var. Kale içinde, yapımı 585 yıl sürmüş St. Vitus Katedrali’ni de görmeden dönme! Ki görmemen zaten çok zor çünkü devasa ve görkemli bir yapı. Gördüğünde sen de daha kısa sürede yapılamayacağına ikna olacaksın.

Kafka Müzesi’nden Nazım Hikmet’in favori kafesine

Görsel kaynağı

Prag, yürüyerek kolayca önemli noktalarını keşfedebileceğin bir şehir. Yürüdükçe farklı bir güzelliğini keşfetmen de mümkün. Şehirdekiler için 10 dakikalık metro yolculuğuyla gidilebilen yerler “çok uzak” sınıfına giriyor, buradan da küçüklüğünü tahmin edersin.

Charles Köprüsü’nü geçtikten sonra Franz Kafka Müzesi yeni rotan olabilir. Franz Kafka’nın eserlerinin el yazması orijinallerini görebileceğin bu müze, müzikleri ve labirent gibi koridorlarıyla sana alışık olmadığın bir deneyim yaşatacak.

Eğer şehir turu seni yorduysa, dinlenebileceğin en güzel kafe, Cafe Slavia. Prag’da yaşadığı dönemde Nazım Hikmet’in sık sık uğradığı Slavia, yazarların ruhunu taşıyor.

Prag’ın en güzel yanı her eğlence biçime uygun mekanlara sahip olması. Eğlence denildiğinde canlı jazz ve rock barlarının sayıları oldukça çok. Bazı barlar, örneğin Kraftwerk Prague, çeşitli bot partileri düzenliyor. Fazlasıyla turistik bir deneyim olmasına rağmen, nehir boyunca eğlenmek için tercih edebilirsin.

Görsel kaynağı

Bir de Champagneria var tabii. Gidip samimi ortamında bir şeyler içerken canlı müziği dinlemek şehrin havasını tam olarak hissetmeni sağlayacak. Birçok Praglı eğer hava nehir kenarında oturacak kadar güzel değilse, bu tip mekanlarda vakit geçirmeyi tercih ediyor. Eğer şehri, yerlisi gibi yaşamak istiyorsan Prag’dan uzaklaşıp Vltava Nehri’nin civarına ya da nehrin yakınındaki Vysehrad’a gidebilirsin. Burada pek turist olmaz ve merkeze göre nispeten daha huzurlu olur.

Şehir tahta oyuncak satan dükkanlarla dolu

Prag’ın lüks alışveriş merkezi, Parizska Caddesi, burada dünyaca ünlü lüks mağazaları bulabilirsin. Bununla birlikte, Prag sokakları tahta oyuncaklar satan dükkanlarla dolu. Fakat hediyelik eşya konusunda oldukça pahalı bir şehir.

Prag’da özellikle kızarmış peynir, turşu gibi yapılan ve soğanla servis edilen Hermelin peyniri ve işkembeden yapılan Drstakova çorbasını deneyebilirsin. Prag’dan dönmeden önce deneyebileceğin en lezzetli yiyecekse, Medovnik isimli ballı kek.

Çek yemeklerinin en iyilerini tadabileceğin restoranlar; Restaurace Bredovsky Dvur, Fama, Terasa u Zlate Studne, Bellevue, La Perle de Prague, La Scene Palffy Palac. Hemingway Bar, Harley’s Bar, James Dean ise gidebileceğin barlardan birkaçı.

Üç günlük tatiller için ideal

Silueti, köprüleri ve tarihiyle göz kamaştıran Prag’da üç gün kalmak yeterli olur. Ama özellikle romantik bir tatil istiyorsan, bu üç günü sonbaharda seçmeni ve bir de gezmene engel olacak kadar güzel çalan sokak müzisyenlerini uzun uzun dinlemeni tavsiye ederiz.

Share Post :

More Posts